Granül haldeki hammadde ile imalat sırasında oluşan kırmalar otomatik yükleme sistemleri ve vakumlu hava ile borularla taşınarak makine üzerindeki hammadde hunisinde belli oranlarda karıştırılır. Masterbach, bu karışıma yine otomatik dozajlama sistemi ile istenen oranda katılır ve böylelikle ürünün renklendirilmesi sağlanır.
Read the rest of this entry »
Özellikleri:
Daha kendisi bulunmadan varligi hissedilmis bir elementtir kendisi. Gunesten gelen isiklarin spektrumlari ile ilgilenen Janssen tarafindan 1868 yilinda farkli bir element oldugu bulunmus ve de ismi Lockyer ve Frankland tarafindan Yunanca günes anlamina gelen “helios” kelimesinden türetilmistir.
Sembolü : He
Atom Numarası : 2
Atom Ağırlığı : 4.003
Yoğunluk : 0.000179 g/cm3 (273K de)
Erime Noktası : 0.95 K
Kaynama Noktası : 4.216 K
Kokusuz renksiz ve de tepkimeye girmeyen (inert) bir gazdir. Havadan hafif olmasi ucan balonlarda kullanilabilmesini saglar. Hidrojen gibi yanici-patlayici olmadigi icin de oldukca güvenlidir. Ama bu güvenlik pahaliya patlar. Cünkü Helyum gazi oldukca pahali bir nesnedir. Evren de hidrojenden sonra en cok bulunan ikinci element olmasina ve de dünya atmosferinde 1/200.000 oraninda bulunmasina ragmen, sivi havanin ayrimsal damitilmasiyla (fractional distillation) elde edilemez. Bunun sebebi, Helyumun atmosferdeki diger bir cok gazin aksine Joul-Thompson katsayisinin pozitif olmayisidir. Bu da onun sikistirilmak suretiyle sivilastirilmasini engeller ve de havadan elde edilmesini imkansiz hale getirir. Ama imdadimiza dogal gaz yataklari yetisir neyseki. Amerikadaki (USA) bazi dogal gaz yataklarinda %7`ye varan oranda He gazi bulunmaktadir ki bu da Helyumun ticari olarak satilabilecek kadar üretilmesine imkam saglamaktadir.
Read the rest of this entry »
Buhar sorununu bilimsel yönden geliştirmesinden ötürü Watt, bu devrimlerin kaynağı sayılmalıdır. Ondan önce Newcomen’in makinesi ağır ve zor ilerliyor, teknik yerinde sayıyordu. Watt’ın aracılığıyla bilimin işi ele alması üzerine bu yavaş gidişte birden bir canlanma görüldü. Tekniğin ilerleyişi bir devrim niteliğini aldı, olayların akışı büyük bir hız kazandı. Bilim, insanlık tarihinde üçüncü defa müdahalede bulunuyordu, ama bu müdahalesi, toplumda bundan böyle büyük bir rol oynayacağını kanıtlayacak nitelikteydi.
Şimdilik bütün rolü, yalnızca icat edilmiş bir makinenin geliştirilmesi ve mükemmelleştirilmesiydi. Ama bundan sonra tam tersine bir oluşumla karşılaşılacağı anlaşılıyordu. Çünkü bilim bazı dallarda tekniğin kendisinden önce davranmasına meydan vermeyecek kadar ilerlemişti. Artık mucite hangi yönün daha elverişli ve hangi bulguların daha yararlı olacağını bilim gösterecekti. Söz hakkı, usta teknisyenlerin değil, bilimsel düşünce ve deneylerle ilerleyen bilim adamlarınındı. Bu dönemin bilimi en çok gazlar konusunda, ilerlemiş bulunduğuna göre, en göz kamaştırıcı icadını da elbette bu alanda verecekti. Read the rest of this entry »
